2 Temmuz 2009 Perşembe

Karıma Mektup

11-11-1933
Bursa Hapishanesi

Bir tanem!
Son mektubunda:
´Başım sızlıyor yüreğim sersem! ´ diyorsun.
´Seni asarlarsa seni kaybedersem; diyorsun; ´yaşıyamam! ´
Yaşarsın karıcığım,
kara bir duman gibi
dağılır hatıram rüzgarda;
yaşarsın kalbimin kızıl saçlı bacısı
en fazla bir yıl sürer
yirminci asırlılarda ölüm acısı.
Ölüm bir ipte sallanan bir ölü.

Bu ölüme bir türlü razı olmuyor gönlüm.
Fakat emin ol ki sevgilim;
zavallı bir çingenenin kıllı,
siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer ipi boğazıma,
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar Nazıma!

Ben,
alaca karanlığında son sabahımın
dostlarımı ve seni göreceğim,
ve yalnız yarı kalmış bir şarkının
acısını toprağa götüreceğim...

Karım benim!
İyi yürekli
altın renkli,
gözleri baldan tatlı
arım benim:
ne diye yazdım sana
istendiğini idamımın,
daha dava ilk adımında
ve bir şalgam gibi koparmıyorlar
kellesini adamın.

Haydi bunlara boş ver.
Bunlar uzak bir ihtimal.
Paran varsa eğer
bana fanila bir don al,
tuttu bacağımın siyatik ağrısı,
Ve unutma ki
daima iyi şeyler düşünmeli
bir mahpusun karısı.

Nazım Hikmet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder